Twitter Hesap Yönetimi ve Danışmanlığı
Ulusalcıların Siyasi Arayışı Ve Yeni Eğitim Sistemimiz
Ulusalcı muhalifler ve yeni arayış
CHP’nin İsmet Paşa kolunu temsilen ilginç bir sol görünümü ve sosyalist söylemlerle program yapan Ulusal Kanal’da yayınlanan “Politikanın Nabzı” adlı programı her Pazar aralıksız izliyorum. İzlerken bazen abov ya da vay be diye kendi kendime konuştuğumu ve program boyunca yüzümde anlamsız bir tebessüm oluştuğunu hissediyorum
Kurtul Altuğ; Tecrübeli, genel kültürü geniş bir gazeteci olarak yaşına rağmen gerçekten programda gayet başarılı işler çıkarıyor; hani genç gazetecilerimize taş çıkaracak şekilde programını sayısız konuklarla dolduruyor. Kurtul Bey zannımca iyi bir İsmet İnönü hayranı ve nerdeyse Mustafa Kemal’i bile İsmet İnönü sevdasından gözünün görmediğini anlayabiliyorum. “Milli mücadele döneminde İsmet İnönü’yü” sanırım aynı kaynaklardan defalarca hatmetmiş bir beyefendi çünkü İsmet İnönü’nün özel sohbetlerini bile ezberine almış ve program boyunca İsmet Paşa şunu demişti, bunu demişti diyerek yaşına rağmen ezber gücünü ortaya koyuyor. Programda İsmet Paşa’nın başarıdan başarıya atladığı, ülkeyi refah ve huzura ulaştırdığı söyleniyor madem öyleydi de “ Geldi İsmet gitti kısmet” sözü nerden çıktı çok merak ediyorum…
İsmet Paşa propagandası saatlerce devam ediyor… Bu kadar reklam yapmanın ne manası var diyeceksiniz şimdi. Garibime giden bir takım söylemler var bu programda…
Mesela katı bir Kılıçdaroğlu karşıtlığı gözlerden kaçmıyor. Ve Kılıçdaroğlu’nun AKP ile işbirliği içinde olduğunu vurgulamaya çalışıyorlar bunu da CHP’nin üst düzey yöneticilerini konuk ederek yapıyorlar. Ulusalcılar aslında yeni bir arayış içindeler. Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine alternatif daha sosyalist, daha solcu bir DSP’nin temelleri mi atılıyor içten içe? Ve Kılıçdaroğlu’nun CHP’sini kurultay ile yıkamayan muhalifler istifalarla mı yıkacaklar diye düşünüyorum açıkcası…
Bunlardan banane diyeceksiniz fakat öyle değil şayet ki Ulusalcı kesim daha Sosyalist, Kemalist bir yeni oluşuma giderse ülkenin iki partili çoğunluğu bozulacak, dengeler alt üst olacak. Bu da hem AKP’ye hem de CHP’ye büyük darbe vuracak gibi görünüyor.
Bunun için gerekli olan alternatif liderleri de hazır gibi görünüyor birincisi Deniz Baykal ki bu çok zayıf bir ihtimal ikincisi de Mustafa Sarıgül bu daha güçlü bir ihtimal. Sarıgül eşliğinde güçlü bir DSP Kılıçdaroğlu’nun açıkcası sonunu hazırlar. Bu da mecliste daha renkli bir hava oluşmasına neden olabilir.
Medyanın güçlü bir kesimi AKP-CHP haberlerini en ön plana alıyor hatta ve hatta diğer partileri görmüyorlar bile fakat bu demek değildir ki diğer partiler koltuklarına oturmuş haberlerden AKP-CHP haberlerini izliyorlar. Diğer partiler de içten içe yaptıkları etkinlikler ve çalışmalarla taraftarlarını çoğaltıyorlar. Halkın büyük bir çoğunluğu alternatifsizlikten yakınmakta ve yeni bir rüzgar olduğunda o rüzgara kapılacak gibi görünüyor. Burada meclise giremeyen ama belirli bir tabanı olan Saadet, DP ya da DSP gibi partilerin seçimlere kadar olan süreci çok iyi kullanmaları takdirde yapılacak olan seçimlerde ülke genelinde büyük bir değişim olabileceğine inanıyorum. Çünkü halkın büyük bir çoğunluğunun yeni bir arayış içinde olduğunu anketlerden açıkca görebiliyoruz.
Fatih Projesi Ve Yeni Eğitim Sistemimiz
2005 yılında düzenlenen yeni eğitim politikamızla birlikte artık bilginin sabit olmadığı ve bireylere yani çocuklara bilgiyi vermektense bilgiyi keşfettirmenin gerekli olduğu vurgulanmış ve buna göre eğitim sistemimiz düzenlenmişti. Dünyaca ünlü felsefeci John Dewey’in “ Yapılandırmacı Yaklaşım” adı altında temelleri atılan yeni sistemin uygulanabilmesi için bir takım gerekler bulunmaktaydı. Çocukların bilgiyi keşfetmesi, hayal gücünü kullanması, problem çözme, tartışma gibi bir takım becerileri kazanması gerekliydi işte tam bu noktada gelişen ve değişen dünyada bilimin ilerlemesiyle birlikte artık teknolojinin daha yoğun kullanımı söz konusu olmuş ve gelenekselci eğitimin lüzumsuz aleti olan kara tahta düzeninden kurtularak bilgisayar teknolojisinin yerini alacağı Fatih Projesi takdir edilecek bir olaydır.
Bu proje ülke genelinde ne kadar sürede ve ne kadar büyük bir tabana ulaştırılabilir bu akıllarda bir soru işareti fakat tüm okullarımıza bu projenin temas etmesi halinde dünya standartlarında bir eğitimin olacağına inanıyorum.
Eğitim sistemi siyaset ve siyasetçilerden etkilenmeyen belki de tek sistemdir. Çünkü eğitim bir süreç ve bir katılım gerektiren olgudur bu yüzden bu ve buna benzer projeleri ülkemize x ya da z partisi getirdi demeden destek olunması gerektiğine inanıyor ve bu noktada AKP’yi tebrik ediyorum.
Fakat bu projenin uygulanması için okullarımızda bir takım düzenlemeler yapılmalıdır. Mesela öğretmenlerimizin kaliteleri artırılmalı bunun içinde alanında uzman, bilimi ve gelişmeleri takip eden öğretmenlerin işe koşulması gerekmektedir. Örneğin ücretli öğretmenlik gibi kara düzen uygulamalara son verilmeli ve pedegojik formasyonunu tamamlamış branş öğretmenlerinin işe koşulması yani genç öğretmenlerin ataması yapılarak düzenin güzel bir şekilde işlenmesi gerekmektedir.
Yine yeni eğitim sistemimizin yani 2005 yılında pilot uygulaması yapılıp tüm ülke genelinde uygulanma kararı alınan yeni programın almış olduğu kararlar doğrultusunda 4+4+4 sisteminin de ülkemize yararlı olacağı kanaatindeyim fakat bu düzenlemeler de yapılırken siyasi bir polemiğe dönüştürülmeden yapılması gerektiği, dayatmacı , köhneleşmiş zorunlu eğitimin ortadan kaldırılmasının ülkemiz ve geleceğimiz açısından yararlı olacağı anlatılarak düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum.
CHP’nin 4+4+4 sistemine sırf İmam-Hatip okulları için karşı çıktığını düşündükçe bu CHP’nin 1930’lu yıllardan ne zaman kurtulacağını tüm halkımız gibi ben de merak etmiyor değilim.
Yeni eğitim sistemimizin siyasi malzeme olmadan, meydan propagandasına dönüşmeden, gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurmasını tüm kalbimle temenni ediyorum
Vesselam